22 Kasım 2013 Cuma

Artık Windows önyüklü olarak bilgisayar alma geleneği giderek kırılıyor ve artık şirketler içinde Ubuntu, Fedora gibi dağıtımların önyüklü geldiği bilgisayarlar satıyor.

Bunlardan bir tanesi de amazon.com adresinde satılan ASUS 1015E-DS03.

Bu bilgisayarın kendinden söz ettirmesinin nedeni ise Amazon'un en çok satılan dizüstü bilgisayarlar listesinde 20. sırayı almış olması.

Özgür yazılım dünyanın her yerinde isteklere cevap verdikçe büyüyor ve gelişiyor.

20 Kasım 2013 Çarşamba

Bugün sizlere bu hafta yani 22-23 Kasım 2013 tarihinde gerçekleşecek bir etkinliğin duyurusunu yapmak istiyorum.

Özgür yazılımın bugün bulunduğu notaya gelmesinde hiç şüphesiz ki en önemli faktörlerden biri de web teknolojileri alanına kattığı yeniliklerdir. Özellikle Apache, PHP, MYSQL üçlüsünün web alanındaki kullanımı düşünüldüğünde...

Yeditepe Üniversitesi ve Linux Kullanıcıları Derneği ortak çalışması olan Özgür Yazılım Günleri 2013 etkinliğinde özgür web teknolojileri ile ilgili pek çok atölye çalışması ve sunumlar yer alacak.


Eğer bu tarihlerde vaktiniz varsa ve konuyla ilgiliyseniz bence kaçırmamanız gereken bir etkinlik. Özgür Yazılımın geldiği nokta ve yetenekleri yakından görün.

Detaylı bilgi de http://www.ozgurwebgunleri.org.tr adresinde.

Görüşmek Üzere.

18 Kasım 2013 Pazartesi

Yok yahu öyle genç ağzı falan değil. Üç boyutlu uzayda tasarım yapıyoruz ya onu diyorum... Neyse bu espriyi yapılmamış sayalım.

Bugün sizlere üç boyutlu modellemeler yapmamıza imkan sağlayan bir özgür yazılım tanıtacağım. Blender.

Bu programı kimler kullanır? Bu programı animasyon üreticileri, oyunlara grafik hazırlayan modelleme uzmanları, mimarlar, planlamacılar kullanır. Kapitalist akrabası 3DsMax ile kıyaslandığında neredeyse hiç bir eksiği olmayan bu yazılım kullananlar da tam puanı basıyor.

Hatta Örümcek Adam 2 filminde de kullanılmış.

Özgür yazılım dünyasının yüz akı olan bir yazılımdır blender. Dünya çapında pek çok katkıcısı vardır ve de basit bir arama ile eğitim döküman ve videolarına ulaşmak da çok kolaydır.

Eğer içinizde oyun yapımı ile ilgilenen varsa buna mutlaka göz atmalı. Web sayfası ise şurası.

9 Ekim 2013 Çarşamba

Merhabalar,

Özgür Yazılım Nasıl Para Kazanır?
Bu yazımda internette çok aranan, aslında pek çok kişinin merak ettiği bir konuya değineceğim. Özgür yazılımların üreticileri nasıl para kazanıyor?

Dünya'da pek çok kişi özgür yazılıma gönül veriyor. Ancak bunların büyük bir kısmı bununla para kazanamayacağını düşündüğü için özgür yazılım geliştiriciliğini boş zamanlarında yapıyor. Ancak bununla para kazanan, geçimini bununla sağlayan insanlar var. Peki bunu nasıl yapıyorlar, özgür yazılım üretip teknolojinin gelişmesini desteklerken nasıl para kazanırsınız?

Bunun için kullanılan başlıca yöntemler ise şöyle:

1) Destek Ücreti Alın

Yazılımın kaynak kodlarını, yazılımı ücretsiz olarak verdiniz ancak bunun kurulumu zor, bunu her zaman indiren son kullanıcılar kuramaz. Bu noktada onlara destek olmak için ücret talep edebilirsiniz. Yazılımın yaratıcısı siz olacağınız için herhangi bir zorluk çekmeden kurulum ve modifikasyonunu yapabileceksiniz.

2) Yazılıma Ek Değerler Satın

Yazılımın kurulumunun ardından göze hoş gelmeyen ya da ek olması gereken bir şeyler varsa sizin bunları satmanızı engelleyen bir şey yok. Örneğin wordpress için tema satabilirsiniz.

3) Dokümantasyon Satın

Yazılımınızı ücretsiz olarak dağıtıyor olabilirsiniz ancak yazılımın dokümantasyonu için para alabilirsiniz. Örneğin bazı Wordpress eklentileri birer özgür yazılım projesi olmalarına rağmen dokümantasyonları için lisans ücretleri talep ediyorlar.

4) Derlenmiş Kodları Satın

Eğer yazılımınız C++ gibi derlenen bir dille yazıldıysa bunun derlenmesi bazen çok büyük bir baş belası olabiliyor. Pek çok lisans türü de derlenmiş dosyaların satılmasına izin veriyor. Sonuçta normal bir son kullanıcı modüllü bir derleme işlemini yapamaz. Örneğin PHP kodunun kaynaktan derlenmesi pek çok modüle ait aktivasyon bilgileri girilerek yapılır ve bu nedenle de çok kolay değildir.

5) Tecrübelerinizi Danışmanlık Hizmeti Olarak Satın

Yazılımı siz yapmamış olabilirsiniz. Hatta bir katkıda da bulunmamış olabilirsiniz. Ancak bu o yazılımı kullanmayı çok iyi bilmeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Örneğin Open Office yazılımı ile ilgili danışmanlık hizmeti verebilirsiniz. Open Office tam bir ofis uygulamasıdır ve aslında bir şirketin ofis anlamında kullanmak isteyecekleri tüm teknik imkanlara sahiptir. Bunun şirkete uyarlanması için danışmanlık hizmeti verebilirsiniz.

5 Ekim 2013 Cumartesi

Merhabalar,

Ubuntu GNU/Linux ailesinin en çok kullanılan dağıtımıdır. Bu yazımda sizlere çeşitli Ubuntu sürümlerinin nasıl yükleneceğini anlatacağım. Başlıkta çok çeşitli sürüm numaraları olduğuna bakmayın. Aslında hepsindeki yükleyici aynı. Bu nedenle ben örnek olarak 12.04 aldım. Diğer sürümlerde de işlem basamağı aynı şekilde işliyor.

Öncelikle Ubuntu.com adresinden kendimize uygun dağıtım sürümünü indiriyoruz. 3 GB üzeri Ram barındıran makineler için 64 bit önerilir. Eğer bu konuda biraz acemi istek, daha kararlı yazılımlar istiyorsanız, 12.04 LTS (uzun dönem desteklenen) sürümü indirmenizi tavsiye ederim.

Aslında kurulum süreci çok basit. İsterseniz indirdiğini meyayı imaj olarak bir CD/DVD'ye yazabilirsiniz. Ya da Windows kullanıyorsanız Universal USB Installer adlı uygulama ile USB belleğe yazabilir, bilgisayarınızı USB'den boot edebilirsiniz.

Diskinizi bilgisayara yerleştirip boot ettiniz karşınıza bir hoşgeldin ekranı geliyor.

Ubuntu kurulumu nasıl yapılır?
Bu adımda sol menüden kullanmak istediğiniz dili seçip seçmeniz yeterli. Eğer kurulumdan önce bir deneme yapmak isterseniz Ubuntu Dene'ye basın. Bilgisayarımı yeni aldığımda Wi-fi destekler mi korkusuyla böyle bir deneme yapmıştım.

Ubuntu Kur butonuna bastım ve ikinci basamak karşıma geldi:
Ubuntu nasıl kurulur?
Bu basamakta gerekli olanları sağlayıp sağlamadığınız kontrol ediliyor. İnternet bağlantısı şart değil ancak kurulum esnasında bilgisayarınızın internete bağlı olması tercih edilir. Bu sırada dil dosyalarınızın bir kısmı indirilir.

Eğer güncelleştirmeleri kurulum esnasından indir derseniz kurulum süreniz uzayacaktır. Kurulumdan sonra da güncelleştirmeleri kolaylıkla yapabilirsiniz. Alttaki seçenekte ise size multimedya desteği verecek olan kapalı kaynak kodlu codec'ler gibi bileşenleri indirilmesi hakkında. Ben bunu işaretliyorum, kapalı kaynağa karşı olmam, müzik zevkimin önüne geçemiyor.

Devam et butonuna basınca:
Ubuntu hard disk bölümleme nasıl yapılır?
Sabit sürücünüz ile ilgili seçenekler karşınız geliyor. İlk seçenek bütün diski silip üzerine Ubuntu kurmak hakkında. Eğer bilgisayarınızda bir Windows işletim sistemi varsa bunu görecek ve yanına kur seçeneğini de ekleyecektir. Ki bu da Windows'unuzun zarar görmemesine imkan verecektir.

Eğer kendi bölümlerimi oluşturayım, biraz da swap olsun, aslında ext3 kullanmak istiyorum gibi biraz daha ileri seviye tercihler yapmak istiyorsanız başka bir şey seçeneğini işaretlemelisiniz.

Ben Diski sil ve Ubuntu Yükle seçeneğini seçtim ve şimdi yükleye basıyorum. Bu adımdan sonra siz ayarlarınızı yaparken kurulum kendi kendine kalan işleri halledecek. Aslında kurulumun önemli kısmı geride kaldı. Bir saniye ÇOK KOLAY OLMADI MI?

Ubuntu timezone seçimi nasıl yapılır?
Saat dilimi seçiminde İstanbulun üzerine tıklamanız yeterli.
Ubuntu klavye seçimi nasıl yapılır?

Daha sonra sizden klavye tipinizi seçmenizi istiyor. İstisna durumlar dışında Türkçe Q klavyeyi otomatik olarak algılar ve seçer.

Ve artık sonlara yaklaşıyoruz. Şimdi kullanıcı adı ve makina adı seçmeniz gerekiyor. Bir de şifre belirlemelisiniz kendinize. Ben her defasında uğraşmamak için otomatik giriş yap seçeneğini açık tutarım. Bu adım son adımdı :) geçmiş olsun başardınız! :)

Devam et dediğinizde size işletim sistemini tanıtan slaytlar gelecek ve kurulum süresinde bilgilenmenizi sağlayacaktır. Daha sonra kurulum bitti, isterseniz sınamaya devam edin isterseniz yeniden başlatıp işletim sisteminizin içine dalın diyecek. Yeniden başlattınızda karşınızda Ubuntu:

Ubuntu 12.04 LTS
Güle güle kullanın.

Yorumlarınızla sizde Ubuntu Kurulumu hakkında düşüncelerinizi bize aktarabilirsiniz ayrıca Twitter üzeride @ozguryazilimorg hesabını takip edebilirsiniz.

Özgür günler dilerim.

4 Ekim 2013 Cuma

Bilgisayarın Bileşenleri
Özgür yazılımın ne olduğunu anlayabilmek için öncelikle bir bilgisayarın yapı taşlarının neler olduğunu tekrarlamakta fayda var. Gündelik hayatımızda giderek daha da kalıcı bir yer edinen bilgisayarlar donanım ve yazılım olmak üzere iki ana gruptaki ürünlerin birlikte çalışmaları sonucu kendilerine verilen görevi yerine getirirler.
Donanım, bilgisayarımızı bir araya getiren fiziki (elle tutulur) parçalara verilen genel addır. Örnek olarak bilgisayarın ana işlemcisi, hafızası, sabit diski, klavyesi ve monitörü donanım ürünleridir. Ana donanım bileşenlerinden bazılarının eksik olması durumunda bilgisayarımız işlevselliğini yitirecektir. Örneğin ana işlemcisi olmayan bir bilgisayarın çalışması beklenemez. Öte yandan ikincil dereceden önemli bazı donanım bileşenlerinin yokluğunda bilgisarımız daha az becerili de olsa çalışmasına devam edecektir. Örneğin, ses kartı olmayan bir bilgisayar, ses üretme yeteneğinden yoksun olsa da diğer amaçlar için hala kullanılabilir.
Bilgisayarlarımız ana kartları, işlemcileri ve son model ekran kartları ile bir teknoloji harikası olabilirler. Fakat bu bileşenlerin işlev kazanmasını sağlayacak diğer önemli bileşen yazılım olmadan bilgisayarımız 2 ile 2'yi çarpıp 4 sonucuna ulaşmaktan bile acizdir.
Yazılım, insanların anlayacağı dilden olan problemleri, istekleri ve işleri bilgisayarların anlayacağı dile çeviren aracıdır. Verimli bir bilgisayar oturumu için, kullandığınız yazılımın ihtiyaçlarınıza uygun olması en az kullandığınız donanım kadar önemlidir. Hatta, bilgisayar teknolojisinin ileri bir seviyeye ulaştığı günümüzde, iyi donanım bulmak nispeten kolay iken, iyi yazılıma ulaşmada büyük sorunlarla karşılaşılabilmektedir.
Yazılımı da kendi içinde çeşitli sınıflara ayırmak mümkündür. Günümüz bilgisayarları asgari olarak "işletim sistemi" denen ve çeşitli donanım bileşenleri ile iletişim ve işbirliğini sağlayan ana yazılıma gereksinim duymaktadırlar. Temelde işletim sistemi yazılımının görevleri oldukça kısıtlı olduğu halde genelde bütün işletim sistemi üreticileri bu işletim sistemini kullanıcıların günlük hayatını kolaylaştıracak çeşitli yazılım ürünleri ile pekiştirirler. Hoşça vakit geçirmek için oynadığımız bilgisayar oyunları, arkadaşlarımızla iletişim için kullandığımız anında ileti sistemleri, web sitelerini gezmek için kullandığımız tarayıcılar, bilgisayarda müzik dinlemek için kullandığımız programlar da işletim sistemi dışında olan yazılımlara örnektir. (Gerçekte yazılımın sınıflandırması biraz daha karmaşık ama bizim konumuz için bu kadar bir ayrım yeterli.)
Yazılım Ciddi ve Zor Bir İştir
Yazılım üretmek belli bir bilgi birikimi ve bu alanda yeterli beceri ve yetenek gerektiren bir iştir. Program yazarken yazılımcı akla gelebilecek bütün olasılıkları hesaba katıp, bu olasıkların tamamını uygun bir şekilde ele almalı ve programın karşılaşılabilecek her koşulda gerektiği gibi tepki vermesini sağlamalıdır. Bilgisayar genel kanının aksine zeka sahibi bir makine olmadığından bizim karşı karşıya kaldığımızda akıl ve tecrübelerimizden bir çıkarıma giderek doğru yolu bulacağımız durumlarda dahi kör bir şekilde kendisine yazılımcı tarafından iletilen adımları takip edecektir. Örneğın, beklenmedik bir şekilde, yazılımcının öngörmediği halde gerçekleşebilecek bir durum örneği olarak, bilgisayarınız kendisini üzerinde çalıştığınız bütün dokümanları silmeye yönelik bir adım ile karşı karşıya bulduğunda, zeka sahibi varlıkların tersine, bu adımı seve seve takip edecektir.
Makul bütün olasılıkları öngörmeye ilaveten, yazılımcının ayrıca bilgisayarın gerçekleştirmesi gereken her işlemi tek tek ve açık olarak sıralaması gerekmektedir. Bilgisayar ne bir adımın eksik olduğunu ne de takip ettiğinde istenmeyen sonuçlar doğuracak bir adımla karşı karşıya olduğunu farketme yeteneğine sahiptir. Bu yönden bakıldığında bilgisayar yazılımcının emirlerine itaat eden, olağan üstü hızı ve sıkılmadan ve yorulmadan çalışma azmine rağmen kendi kendine düşünme yeteneği olmayan bir makineden ibarettir. Bilgisayarın bütün bu özelliklerinden dolayı, yazılım üretmek - özellıkle iyi yazılım üretmek - neredeyse kendince bir sanat sayılabilecek,zor bir iştir.
Özgürlük Nedir?
Bilgisayarımızın bileşenleri, yazılımın bilgisayar kullanımındaki yeri ve kaliteli yazılım üretimindeki zorluklar konusuna kısaca değindik. Fakat esas olarakÖzgür Yazılım'ın ne olduğunu anlamak için yola çıkmıştık. Yazılımı anladığımıza göre, geriye 'özgürlük' kavramı kalıyor. Nedir bu özgürlük? Yazılım gibi bir konuyla ne ilgisi olabilir?
Türk Dil Kurumu sözlüğü'ne göre:
özgürlük
  1. Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu.
  2. Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet.
olarak tanımlanmıştır.
Özgür Yazılım Derneği'ne göre bu özgürlük tanımı yazılım kavramına aşağıdaki şekilde uyarlanabilir:
Özgür yazılımın temelinde kullanıcının bir yazılımı çalıştırma, kopyalama, dağıtma, inceleme, değiştirme ve geliştirme özgürlükleri yatar. Daha kesin ve açık bir ifadeyle, kullanıcılara şu haklar tanınmıştır:
  • Her türlü amaç için programı çalıştırma özgürlüğü.
  • Programın nasıl çalıştığını inceleme ve kendi gereksinimleri doğrultusunda değiştirme özgürlüğü. Program kaynak koduna erişim bunun için bir ön şarttir.
  • Yeniden dağıtma ve toplumla paylaşma özgürlüğü.
  • Programı geliştirme ve gelişmiş haliyle topluma dağıtma özgürlüğü.
Böylece yazılım bütün toplum yararına geliştirilmiş olur. Program kaynak koduna erişim bunun için de bir önşarttır.
Nedir bu Kaynak Kodu denen şey?
Yukarıda yer verdiğimiz Özgür Yazılım Derneğine göre özgür yazılımın gereklerine baktığımızda derneğin tekrar tekrar kaynak kodu denen bir şeyden bahsettiğini ve ısrarla bu kaynak kodunu talep ettiğini görüyoruz. Peki nedir bu kaynak kodu? Özgürlükten bahsederken bu kadar ısrarla üzerinde durulmasının sebebi ne olabilir? Acaba Özgür Yazılım derneği laf arasında bir punduna getirerek normalde vermeyeceğimiz bir şeyi bizden hile ile almaya mı çalışıyor?
Yazılım üretmenin zor olduğundan bahsederken yazılımcının bizim anlayacağımız işleri, amaçları ve çözülmesi gereken sorunları bilgisayarın anlayacağı bir şekilde sıralaması gerektiğinden bahsetmiştik. Bizim kelimeleri bir araya getirerek konuşmamız ve bu şekilde - çoğu zaman - anlaşabilmemize benzer olarak bilgisayarlar da kendi dillerini konuşurlar. Bu dil bizim dilimize göre oldukça kısıtlıdır ve yanlızca iki kelime, iki harf veya iki şeçenek olarak basite indirgeyebileceğimiz 0 (sıfır) ve 1 (bir) değerlerinden oluşur. Bu iki yapı taşı ile donanım seviyesinde, açık veya kapalı, var veya yok, doğru ya da yanlış kavramları kullanılarak bilgisayara ne yapması gerektiği söylenmelidir. Bilgisayar cevap verirken yine ayni dili kullanacaktır. Bilişim tarihinin ilk günlerinde yazılım üretme işini sadece bu dili gerçek anlamda bilen, başka bir deyişle bilgisayarca konuşabilen insanlar gerçekleştiriyorlardı. Yazılımcı 0 ve 1'ce konuşarak bilgisayardan ne istediğini adım adım anlatıyor, bilgisayarın cevabını ise yine aynı şekilde 0 ve 1'ce olarak alıp sonuca ulaşıyordu. Bu 0 ve 1'ce zamanında yazılım üretmek gerçekten zordu. Bilişim alanında gelişmeler oldukça yine bu bilgisayarca konuşabilen yazılımcılar tarafından tercüme aracı denebilecek yazılımlar üretilmeye başladı. Derleyici (compiler) tabir ettiğimiz bu yazılımların görevi yarı insanca yarı bilgisayarca olarak tanımlayabileceğimiz yeni bir dilde yazılan adımları, bilgisayarın anlayacağı 0 ve 1'ceye çevirmektir. Bilgisayar kendi bünyesinde ve bileşenleri arasında hala bilgisayarca konuşmaya devam etmekte fakat bu tercüman yardımı ile en azından yeni nesil yazılımcıların ne dediğini anlayabilmektedir.
İşte bu insanların da anlayabileceği tercüme öncesi metne, kaynak kodu diyoruz. Kaynak kodunun güzelliği, gerekli eğitimi almış insanların bu metni okuyup anlayabilmesi gerekirse kendi metnini üretip bilgisayara derdini anlatabilmesidir. Dileyen yazılımcı başka birinin yazdığı kaynak kodunu alıp ona ufak tefek değişiklikler yaparak bilgisayara derdini uzun uzun yeniden anlatmak zorunda kalmadan kendi işini de halledebilir.
Program çalıştığına göre kaynak kodu bende zaten var. Değil mi?
Bilgisayarım gayet olağan bir şekilde çalıştığına ve bilgisayar da programlarımın dilini anladığına göre bende zaten bu kaynak kodu denen metin hali hazırda yok mu? Özgür Yazılım savunucuları neden bahsediyorlar? Daha ne istiyorlar?
Buraya kadar okuyup bu sonuca ulaşmanız gayet doğal çünkü yukarıdaki tercüme işleminde gerçekleşen bir adımı atladık. Gerçekte yeni nesil yazılımcı bilgisayarca'ya tercüme edilmek üzere özel bir dilde yazdığı metni kullanıma hazır hale getirmek için bir kaç belli işlemi gerçekleştirmeli. Birinci adım, metnin dil kurallarına uygun olduğundan emin olmak. Metin dilin kurallarına uyuyorsa, tercüme edilmeye hazır demektir. Tercüme işlemini derleyici ile yapıyoruz ve bilgisayarca'ya tercüme edilmiş bir ürüne ulaşıyoruz. Bu aşamada elimizde başta kendimiz yazdığımız kaynak kodu ve tamemen bilgisayarca olan son ürün var. Son ürünün ne demek istediğini bilgisayarımız çok iyi anlıyor ve ondan istediğimiz her işlemi güzelce gerçekleştiriyor. Bu aşamada bilgisayarca olan ürünü bir arkadaşımıza versek elinde kaynak kodu olmadığı halde bunu kendi bilgisayarında çalıştırdığında bilgisayar bize itaat ettiği gibi ona da itaat edecek ve bizim için gerçekleştirdiği işlemleri onun için de gerçekleştirecektir. Gördüğünüz gibi bir programın çalısması için kaynak kodunun da hazır bulunması gerekmiyor. Tercüme edilmiş metni aynı iş için yeniden kullanabilmek çok güzel bir özellik, fakat malesef özgürlük sözkonusu olduğunda yeterli değil.
Program zaten çalışıyor. Kaynak kodunu ne yapayım ben?
Arkadaşınızdan size böyle bir yazılım ürünü geldiğini düşünün. Elinizde kaynak kodu yok. Programı kullanıyorsunuz ve aynen arkadaşınızın size anlattığı gibi çalışıyor. Fakat program ekranında arkadaşınızın size bahsetmediği bir tuş var. Sizce bu tuş ne yapıyor olabilir? Programı açıp okumaya teşebbüs etseniz, daha önce bahsettiğimiz 0 ve 1 'lerle karşılaşacaksınız ve ne demek istediğini anlayamayacaksınız. Tuşa basarak deneyebilirsiniz, fakat ya bu tuş istemediğiniz bir işlem gerçekleştirirse? Tuş örneğinden daha kötüsü, programda varlığını görmediğiniz fakat yine de orada olan bir özellik veya bir hata olmadığını nereden biliyorsunuz? Arkadaşınıza güvenebilirsiniz diyelim, fakat yüzlerce dolar vererek aldığınız programınızın üreticisine ne kadar güvenebilirsiniz? Daha programı kullanmaya başlarken lisans anlaşmasında her türlü sorumluluğun size ait olduğunu ve üreticinin hiç bir şekilde sorumlu tutulamayacağını söyleyen onlar değil miydi? Oysa elinizde kaynak kodu olsaydı, o kodu kendiniz okuyabilir veya arkadaşınıza okutup neler olup bittiğini öğrenebilirdiniz. Belki dünyanın en kolay işi olmazdı, ama en azından mümkün olurdu.
Kaynak Kodu ve açıklık prensibi
Demek ki sadece kaynak kodunda olan, bu koddan derlenen programda olmayan ilk özellik, kaynak kodunun insanlar tarafından anlaşılabilecek bir dilde yazılmış olması. Bu özellik kaynak kodundan üretilen programa olağan üstü bir açıklık kazandırıyor. Kaynak kodu elinizde olduğu sürece program sizden gizli bir işlem veya üreticinin herhangi bir kötü niyeti olmadığı halde yine de programda mevcut olan istenmeyen bir adım gerçekleştirmeden önce kaynak koduna bakıp önlem alabiliyorsunuz. Beklenmeyen bir sonuçla karşılaştığınızda kaynak kodunu okuyarak sebebini araştırabiliyorsunuz. Kısaca yazılım amacını, kullandığı yöntemleri, belli şartlarda izleyeceği yolu, beklenmedik bir olayda hareket edeceği şekli ve zayıf ve sorun yaratabilecek yerlerini sizden gizleyemiyor, sizi gözü kapalı bir şekilde, ne olacağından emin olmadan programı kullanmaya zorlamıyor.
Yukarıda gözler önüne sermeye çalıştığımız açıklık ilkesi, bir çok yönden özgürlük ilkesi ile örtüşmektedir. Seçme özgürlüğünün gerek şartlarından belki en önemlisi mevcut seçeneklerin açık olarak tetkik edilebilmesi ve seçenekler hakkındaki önemli bütün bilgilere seçim aşamasında ulaşılabilmesidir.
Yazılımı Değiştirebilme Özgürlüğü
Açıklık kavramı tek başına vazgeçilmemesi gereken bir niteliktir. Kullandığı yazılımın kaynak koduna erişimi olan kullanıcı veya yazılımcı, yazılımı kullandıkça, yazılımda eksikler, gelişmeye açık noktalar olduğunu farketmeye başlayacaktır. Benzer bir şekilde, kullanıcı yazılımı gündelik olarak kullandıkça, yazılımın özgün halini yazıp derleyen üreticinin öngörmediği ihtiyaçlarını da bu yazılım ile kolayca giderebileceğini farkedecektir. Bu ihtiyaçları yazılıma ilave etmek her zaman üreticinin menfaatleri bakımından tercih edilen bir durum olmayabilir. Üreticinin istenen konuda yeterli tecrübesi olmayabilir. Üretici başka bir konu üzerinden bütün kaynaklarını kullanıyor ve sizin istediğiniz konuya ayıracak zamanı olmayabilir. Üreticinin bu ek özellik için talep ettiği ücreti karşılayamayabilirsiniz. En önemlisi üretici bir kere yazıp milyonlarca kere çoğaltıp dağıttığı bu yazılım üzerinde sizin istediğiniz değişikliği yapmaya tenezzül etmeyebilir. En nihayetinde, sizin ihtiyacınız diğer şahıslar için size olduğu kadar önemli olmayacaktır.
Böyle bir durumda elinizde kaynak kodu yoksa, hayalinizin gerçekleşme ihtimali yok denecek kadar azdır. Mevcut teknoloji ile kaynak kodu olmayan son kullanıcıya yönelik bir program üzerinde değişiklikler yapmak veya programa yeni özellikler eklemek mümkün değildir!
Eğer şanslı iseniz ve elinizde yazılımın kaynak kodu varsa, olaylar çok farklı ve sizin menfaatinize gelişebilecektir. Derleyicilerin anladığı yazılım dillerini biliyorsanız, kaynak kodunu okuyup, ihtiyacınız olan değişikliği yapıp yeni kaynak kodunu tekrar derleyerek işinizi görebilirsiniz. Kendiniz yazılımcı olmayabilirsiniz. Yazılım işinin ciddi ve zor bir iş olduğunu başta söylemiştik. Şimdi de kesinlikle herkesin yazılımı kendi ihtiyaçlarına göre kendisinin değiştirebileceğini imâ etmiyoruz. Eğer kendiniz yazılımı değiştirecek bilgi ve beceriye sahip değilseniz sizin seçeceğiniz kişi veya kuruluşlara gerekli değişiklikleri ücretini ödeyerek yaptırabilirsiniz. Sonuçta esas olan değişikliği kimin yaptığı değildir. Konu sizin kullandığınız bir programa herhangi bir değişikliği gerçekten yapıp yapmayacağınız da değildir. Esas olan gerekli olabilme ihtimaline karşı bu yazılımı değiştirme özgürlüğünün mevcut olmasıdır. Zaten özgürlükleri özgürlük yapan özelliklerden biri de uygulama zorunluluğu olmayıp, uygulamak isteyenlere de kısıtlama getirmemesi değil midir ?
Benim işime yaradı, alın siz de kullanın.
Dünyadaki hiç bir bilgisayar kullanıcısı, bilgisayarını bir diğeriyle tamamen aynı amaçlarla ve tamamen aynı şekilde kullanmaz. Bu kişilerin bilgisayar kullanış amaçları da aynı değildir. Bu kadar farklılık gösteren bir kullanıcı kitlesine rağmen yine de bir çok noktada ihtiyaçlar ve amaçlarda bir ortaklık mevcuttur. Sizin kaynak kodunu değiştirerek eklediğiniz özellik belki başkalarının da işini kolaylaştırabilir. Bunu anlamanın en güzel yolu, değiştirilmiş programı Internet ortamına koyup, ihtiyacı olanların erişebilmesini sağlamaktır. Bu değişikliği başkalarıyla paylaşmanın size bir zararı olamayacağına göre, neden yapmayasınız? Yazılımı halka açtığınız zaman ihtiyacı olan insanlar bu yazılımı alıp kullanmaya başlayacaklardır. Bir çok kişi için yazılımı kullanan kişilerden alınan bir teşekkür kişinin harcadığı bütün çabaların karşılığı olmaya yeterlidir. Yazılımınızı kullanan insanların bir başka yapacağı da kendileri programlama yapamadıkları için size yeni fikirler sunmak olacaktır. Hatta yazılımı kullanan bir kısım insanlar ona kendi değişikliklerini ekleyerek halka açma yoluna gideceklerdir. Bu şekilde önüne geçilmez bir gelişme ve daha iyiye gitme şüreci yazılımın hayatı boyunca ve o yazılıma ilgi olduğu sürece devam edecektir.
Malesef insanlığın bir bütün olarak ilerlemesini garanti eden bu kaynak kodunda değişiklik yapıp dağıtma işlemi gerçek hayatta bu kadar kolay gerçekleştirilememektedir. Öncelikle günümüzde geniş çapta kullanılan yazılımların ezici bir çoğunluğu kaynak kodu olmaksızın dağıtılmaktadır. Bu yazılımlar ücretli veya ücretsiz dağıtılabilirler. Ödenen ücrete bağlı olmaksızın kaynak kodu olmadan dağıtılan yazılımın üreticinin kendisinin yapmayı tercih edebileceği geliştirmeler hariç olmak üzere geliştirilmesi mümkün değildir. Neredeyse bütün bir yazılım sektörü ücretli veya ücretsiz dağıtılan yazılımların kaynak kodunun gizli tutulup sadece derlenmiş ürünm dağıtma üzerine kurulmuştur.
Kaynak kodunun program ile birlikte dağıtılması her ne kadar sadece derlenmiş ürünün dağıtılmasından nispeten iyi bir durum ise de, tek başına beklentileri karşılamaya yeterli bir yöntem değildir. Günümüzde yazılım konusunu düzenleyen kanunlar kaynak kodu elinizde olsa bile ona değişiklik yapmanızı, değiştirilmiş veya özgün hali ile kaynak kodunu ve derlenmiş ürünü dağıtmanızı yasa dışı sayabilecek bir yapıdadır. Bu gibi durumlarda kaynak kodunun elinizde olup olmaması ulaşılacak sonucu değiştirmeyecektir.
Sonuç
Özgür yazılım kavramına ve bize neler getirebileceğine kısa bir göz attık. Bütün toplumun yararına olduğu açık olan bu akımın neden hala bütün dünyadaki yazılım konusundaki tek düşünce tarzı olmadığını merak ediyor olabilirsiniz. Malesef gerçek hayatta bizim değindiğimizden çok daha fazla değişkeni göz önüne almak gerekiyor. İlerleyen günlerde, yeni yazılarla sizlere özgür yazılım konusunda bilgi vermeye ve bu değişkenleri incelemeye devam edeceğiz.

Yazar: Oktay Altunergil

20 Eylül 2013 Cuma

Linux sistemler hala datacenterları elinde tutmaya devam ediyor.

Dev bilişim sistemi önümüzdeki dört ya da beş yılda, 1 Milyar Dolar parayı Linux ve Linux ile bağlantılı açık kaynak kodlu teknolojilere harcayacağını duyurdu.

IBM Linux'un dünya üzerindeki en büyük destekçilerinden biri. 2000 yılında yine bu şekilde bir açıklama yaparak 1 Milyar dolarlık harcama yapacaklarını söylemişlerdi. IBM ürettiği güçlü bilgisayarlarda Unix gibi Linux'un kullanılmasına da imkan veriyor.

Brad McCredie "Unix sistemleri kullanmaya devam edeceğiz ancak Unix Linux kadar hızlı büyümüyor" diyor.

IBM'in bu destekleri LinuxCon etkinliğinde açıklayacağı söyleniyor. Bekleyip göreceğiz.

19 Eylül 2013 Perşembe

Merhabalar,

Yıllardır herkes şöyle der: Linux kullanmak Windows kullanmaktan çok daha zor, sadece komut kullanabilen inekler kullanır.

Sanırım tarihin en büyük yalanlarından bir tanesi bu. Microsoft Windows ürünleri ile yani çok az gelişen, değişimi çok az olan bir işletim sistem ile bilgisayar kullanmaya başlamış insanlar için değişiklik çok zor geliyor. Sahi neden Microsoft ürünleri ile satılıyor bilgisayarlar? (ipucu)

Kurulum

XP'yi herkes hatırlar. Pek çok kişi de XP kurulumu yapmıştır, klavye ile giriş yapılırdı. Delete L Enter. Sadece bölümü silip formatlamak için klavyede bir şeyler yapmanız gerekiyordu. Aynı yıllarda Ubuntu dağıtımının sadece mouse kullanarak 7 adımda işletim sistemi kurmanızı sağlayan bir kurulum arayüzü vardı. Daha sonra Microsoft Vista ile grafik arayüzlü bir yükleyiciye geçti. Microsoft Linux'u takip etti, arkadan geldi.

Kurulum Sonrası

Sürücülerin CD'lerini takıp sırayla kurmamız gerekiyordu. Yoksa donanım hiç çalışmayabilirdi. Ancak Linux dağıtımlarında sürücüler otomatik olarak yüklenir ve kurulumdan sonra herhangi bir işlem yapmanız gerekmez. Hatta pek çok dağıtımda Ofis programları bile yüklü gelir.

Kullanım Kolaylığı

Yükleniyor... Ops takıldı. Kaç defa bunu yaşadık? Ya da daha kötüsünü kaç defa gördük?
Mavi Ekran Hatası
Mavi Ekran Hatası
Bilgisayarımız bir anda mavi ekrana geçerdi. Virüs girmiş olabilir derdik. Explorer.exe'ye bir şeyler olmuş olurdu çoğunlukla da. Microsoft bunu çözemezken Linux Camiası şununla uğraşıyordu:
Compiz Fusion
Compiz Fusion
Yoksa ilk 3D masaüstü efektini Microsoft mu yaptı sanıyordunuz? Microsoft yine takip etti.

Stabil Kalmak

Windows 7'yi açtınız. 3 hafta hiç kapatmadınız, bu süre zarfında günlük işlemlerinizi yerine getiriyorsunuz. Oyun oynuyorsunuz, internete giriyorsunuz, ofis yazılımlarını kullanıyorsunuz ve 3 hafta sonunda sistem bir Chrome penceresi açmak istediğinizde bile isyan ediyor.

Disk birleştiricisi diye bir araç var mesela. Dağınık bir bekar erkek gibi dosyaları parçalayarak rasgele atar sabit sürücüye Windows. Sonra bunları tarayıp bir araya getirmek için disk birleştirici yapmanız gerekir. Linux hepsini derli toplu tutar ki sıkıntı yaşamayın.

Asıl iddaalı olduğum test şu. Evinizin en büyüğü, bilgisayarlarla en uzaktan ilgili kişisi için bilgisayara Windows (herhangi bir sürüm) ve Linux dağıtımlarından birini kurun. Hangisiyle daha rahat olacak izleyin. Göreceksiniz ki düşündüğünüzden çok farklı. Windows sadece bizim alışkanlığımız.

Görülmek üzere.

18 Eylül 2013 Çarşamba

Yıllarca insanlar "Linux'a geçeceğim ama oyunlar Linux için yapılmıyor ki!" dediler. Linux kullanıcılarının oyun oynamayan, sürekli siyah bir komut ekranı karşısında durup, konsollarından mailler atan tipler olduğu zannedildi. Bir süre önce bu gerçekmiş ama benim Linux ile tanışıklık sürem olan şu 5 yıl içinde olaylar hiç de böyle değildi. Mouse bile kullanıyoruz...

Oyunlarla ilgili biriyseniz Steam'i duymamış olmanız mümkün değil. Steam oyun yapımcıları ve oyun oynayanlar için adeta bir cennet. 

Valve bir süre önce Linux için Steam'in duyurusunu yaptı. Ubuntu tabanlı dağıtımlarda gördüğüm kadarıyla da Steam sıkıntısız çalışıyor. 

Steam Linux

Artık Linux oyuncuları "oyunun" dışında değil.

Valve'nin CEO'su Newell "Microsoft'un gittikçe tıkanmış bir gelişim yönünde" olduğunu söylüyor ve "Açık sistemlerin çok daha hızlı ilerlediğini belirtiyor" Örnek olarak da "Apple AppStore'da bir güncelleme almak altı ay sürüyor, kapalı sistemler oyunların önünde engel oluyor" diyor.

Ayrıca ufak bir de haberi ben vermek istiyorum, Football Manager 2014 Linux için de çıkacak.

Linux oyun sektöründe tarihinde hiç olmadığı kadar aktif ve hızlı büyüyor. Bunun nereye, nasıl gideceğiniz izleyip göreceğiz.
Merhabalar.

Bugün sizlere Google'ın Raspberry Pi için sunduğu bir teknolojiyi anlatmak istiyorum.

Raspberry Pi Nedir?

Raspberry Pi bir iPhone boyutundaki, küçük ve ucuz bilgisayarın adıdır. Aşağıdaki resimdeki gibi tam olarak:

Raspberry Pi
Raspberry Pi
Dediğim gibi bir iPhone boyutunda ama marifetleri ondan çok daha fazla. Üzerinde bir HDMI çıkışı, bir Ethernet girişi, iki adet USB portu, CSI kamera bağlantısı, ses jackı ve modele 256 ya da 512 mb Rame sahip. Ayrıca 700 mHz olan işlemcisi dinamik olarak 1 gHz'ye kadar arttırılabiliyor. Sd kart yuvasına taktığınız kart da sizin sabit sürücünüz oluyor.

Coder for Raspberry Pi Nedir?

Bu adresten ulaşabileceğiniz, indirip sd kartınıza atıp Raspberry Pi üzerinde çalıştırdığınızda sizi hazır bir web geliştirme ortamı ile buluşturan bir Google projesi.

Bu neden tercih edilmeli sorusunun cevabı ise basit. Ucuz ve taşınabilir. Ayrıca bir eğitim ortamı olarak edinilmesi son derece ucuz. Raspberry  Pi'nin sadece 35$ olduğunu söylemiş miydim?




Tanıtım videosunda dediği gibi, oturma odanızdaki bir sınıf gibi. Web için geliştirmeler yapmayı öğrenmek istiyorsanız ve bu ortamı ucuz bir şekilde edinmek istiyorsanız, bu proje tam size göre.

Türkiye'de Raspberry Pi model B (512 mb Ram) satın alabileceğiniz mağaza ise Robotistan. Raspberry ile kullanacağınız bütün ekipmanları da aradan temin edebilirsiniz.

Görüşmek üzere.

16 Eylül 2013 Pazartesi

Açık kaynak kodlu yazılımlar ister farkedelim, ister farketmeyelim, her geçen gün daha fazla giriyor hayatımıza. Örneğin içimizde "Ben hiç VLC player kullanmadım" diyebilecek kaç kişi var. Ya da hiç Firefox kullanmamış olan var mı? Farketmediğimiz pek çok yazılım var aslında hayatımızda yerini alan. Bugün bunların içinden en kullanışlı olanlarını, hayatımızı en çok kolaylaştıracak olanları ele alacağım.
Mozilla Firefox

1) Mozilla Firefox

Açık kayak kodlu bir web tarayıcı olan Mozilla Firefox hayatımıza ilk girdiğinde Internet Explorer için bir rakipti. Daha sonra rakibini solladı, piyasanın hakimi oldu. Hızı, eklentileri ile bizi etkiledi. Bugün hala diğer tarayıcılardan daha stabil ve eklentileri ile göz kamaştıran bir yazılım. Ayrıca standartlara çok uygun bir biçimde gelişiyor, yapılan tasarımların karşılığını tam olarak veriyor.
VLC Player

2) VLC

Pek çok codec ve medya biçimini destekleyen VLC Player, ufak boyutu performansı ile göz kamaştırıyor. Ayrıca playlist oluşturma, shoutcastleri dinleme, altyazı biçimleri ile oynama, kaydırma gibi pek çok özellik barındırıyor. Ayrıca bütün platformlarda çalışabiliyor.

Filezilla
3)Filezilla

Eğer FTP kullanmak hayatınızın bir parçasıyla ve tam özellikli ücretsiz bir yazılım arıyorsanız Filezilla tam size göre. E herkes kullanmaz bunu, uzun uzadıya yazmayalım.

Audacity
4)Audacity

Bazen müziklerinizle oynamak, birleştirmek, kesmek mi istiyorsunuz? Audacity tam size göre! Ses filtreleme, volume ayarlama, kesme, koparma, parçalama, ısırma, birleştirme... Bütün bu işlemler için harika bir araç. Ayrıca yazılım her geçen gün daha da gelişiyor. İlk kullandığım gün ile arasında çok büyük farklar var. Ses kaydetme özelliği de var!

5)Gimp

Fotoğraflarınızda değişiklik yapmak için ideal bir araç. Aslında gimp için ne yazmam gerektiğini çok düşündüm. Sadece filtreleme, boyutlandırma gibi işlemler yapmak isteyen son kullanıcı için de, resimlerde efektler koymak, yeni görseller oluşturmak, afişler tasarlamak isteyen profosyoneller de bu yazılımı kullanabilir. Sanıyorum ki açık kaynak dünyasının medahar-ı iftari olan ilk 5 yazılım içerisinde yerini alır. Ayrıca photoshop fırçalarını da kullanbiliyor ve eklentileri de çok çeşitli.

Openoffice
6)Openofficee.org (Libreoffice)

Ofis uygulamaları hayatımızın hiç şüphesiz bir parçası. Ve bu konudaki en büyük mitlerden biri de Microsoft'un ofis programları üreten tek şirket olduğudur. Tek değil. Ve en büyük rakibi bir açık kaynak kodlu yazılım. Yanlış bilinen şeylerden bir tanesi de Openoffice'in Microsoft Office kadar yeterli olmadığıdır. Halbuki Openoffice en az Microsoft Office kadar yeterlidir. Eğer ofis yazılımlarına para vermek istemiyorsanız ve Microsoft formatlarını da destekliyorsanız sizin için en iyi alternatif Openoffice olacaktır.

Yeni yazılımlarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum.
Merhabalar,

Açık kaynak dünyasının medahar-ı iftarı Linux projesinin dağıtımlarını yazacağım bugün.

Öncelikle biraz teknik detay verelim yeni başlayanlar için. İki tanım yazmak istiyorum.
Linux Dağıtımları

Linux: Linus Torvalds tarafından geliştirilmeye başlanmış, 5 Ekim 1991 tarihinde 0.0.1 sürümü yayınlanan işletim sistemi çekirdeğidir. Linux kendi başına bir işletim sistemi değildir, çünkü işletim sistemi olmanın gerektiği temel bileşenlere sahip değildir. Linux Windows kernelinden iyi midir bunu başka bir yazıda tartışırız. Ancak ilgilenenler için link burada.

Dağıtım: (Linux Dağıtımı) Linux çekirdeği kullanılarak, çeşitli işlevler kazandırmak için yazılımlar eklenmiş işletim sistemidir. Çok farklı özelleştirilmiş dağıtımlar mevcuttur. Yani aslında dağıtımlar birer işletim sistemidir.

En iyi Linux dağıtımları hangileri sorusu ise asla bitmeyecek bir tartışmanın fitilini ateşler her zaman. En iyi programlama dili hangisidir sorusundan çok da farklı değildir.

Burada adı geçen tüm dağıtımlara birer yazı yazacağım. Ancak bu yazıda temel farklılıkları kıyaslamak istiyorum.

En popüler dağıtımla başlayalım:

Ubuntu

Ubuntu

Dünyada en çok kullanılan Linux dağıtımı Ubuntu'dur. Canonical şirketi tarafından geliştirilmektedir. Mobil cihaz desteği de mevcuttur. Masaüstü ortamı olarak Gnome üzerine yazılmış Unity kabuğunu kullanır. Unity ortamı ilk başlarda çok fazla tepki topladı ancak herkes kullandıkça alıştı ve bence de gayet kullanışlı bir arayüz. İlk başta soğuk geliyor ama yüzdükçe ısınıyor :) Debian tabanlı bir dağıtım yani APT paket yöneticisi kullanıyor. APT çok fazla dağıtım tarafından kullanıldığı içni çok geniş bir yazılım kataloğu var. UbuntuOne bulut sistemine her platformda erişme imkanı sağlıyor. Aynı zamanda sadece Unity değil, KDE, XFace, Gnome, Lxde gibi pek çok masaüstü ortamını destekleyen çeşitleri var.

Ubuntu'nun artılarından bir tanesi de çok fazla olan kullanıcı sayısı sayesinde internet üzerinde hatalara kolayca çözüm bulabiliyorsunuz. Ayrıca yeni başlayan kullanıcılar için kolay kurulum ve kullanımda da uygun.

Fedora

Fedora

RedHat ücretli bir dağıtım olduktan sonra paket desteğini tam olarak sağlamak için ücretsiz olan Fedora projesine destek olmaya başladı ve bu açık kaynak kodlu dağıtımın gelişmesine katkıda bulundu.

Fedora projesi Gnome masaüstü yazılımının en son sürümünü kullanır. Paket yöneticisi olarak yum kullanır. Yum ile birlikte RPM paketleri kullanılır. Debian türevlerinde kullanılan deb paketleri kadar çok seçenek olmasa da, herhangi bir konuda eksiklik yaşanmayacağına eminim.

Fedora RedHat kadar olmasa da kararlılığa önem verir.  Kurulum aracı son derece sade ve basittir. Başlangıç seviyesi için çok tavsiye etmem ancak, temel kavramları anladıktan sonra büyük bir keyifle kullanılabilir.
Linux Mint

Linux Mint

DistroWatch.com adresinde son dönemde en popüler dağıtım listesinde uzun süredir birinci. "güçlü ve kullanımı kolay hem de modern, şık bir işletim sistemi" geliştirmek için başlanan dağıtım çok kısa sürede çok büyük bir popülerliğe ulaştı. Ubuntu tabanlı bir dağıtım olan Mint Ubuntu ile bağlantılarını kesmek amaçlı olarak Debian tabanlı olan başka bir sürümü LMDE adıyla çıkartmıştır.

Masaüstü olarak Mint ve Cinnamon kullanılır. Dökümanlar ve yazılımların yerelleştirilmesi yapılırken Türkçe dili çevirideki ilk 6 dilden biridir. Dünyada en çok kullanılan dördüncü işletim sistemidir.

Ayrıca APT kullandığı için paket olarak da zengindir. Tavsiye eder misin derseniz: bu yazıyı Linux Mint ile yazıyorum derim :)
OpenSuese

OpenSuse

OpenSuse Novell şirketine ait bir linux dağıtım projesidir. Eski popülerliğini son yıllarda yitirmiştir. Ancak hala dağıtım pazarında sözü geçen bir dağıtımdır. Farklı masaüstü sistemlerini destekler. Ayrıca Fedora gibi RPM paketlerini kullanır, yükleyicisi geliştirilmiştir. OpenSuse tecrübem fazla olmadığı için diğer konulara pek fazla yorum yapamıyorum.

Aslında burada Pardus dağıtımını da yazmak isterdim. O güzel topluluk adete "Dağıtıldığı" için Pardus dağıtımını yazmıyorum. Projeye elinden gelen her türlü desteği vermiş ve katkıda bulunmuş biri olarak projenin bugün geldiği noktayı adeta ölü buluyorum.

Size hangi dağıtımı öneririm sorusunun cevabına gelirsek, yukarıda bahsettiğim dağıtımlar zaten en iyileri. Herhangi birini gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz. Ancak benim tercihim paket zenginliğinden dolayı Debian/Ubuntu ya da Linux Mint olacaktır.

Siz de deneyimlerinizi, yorumlarınızı benimle paylaşırsanız mutlu olurum.

Teşekkürler.

2 Eylül 2013 Pazartesi

Android'in domine ettiği pazardaki en küçük pay sahiplerinden biri olan Firefox Os için iyi haber.
Bugüne kadar Türkiye'de bu kadar uygun fiyatlı telefonlar görmeye alışık değil. Gördüklerimiz de genel çok popüler olan telefonların çakmaları oluyordu.

Ancak Çinli akıllı telefon üreticisi ZTE içinde Firefox Os yüklü akıllı telefonu 80$ satış fiyatından bütün dünyaya satmaya başladı. Bu satışlar da Ebay üzerinden yapılıyor.

Firefox Os'un kendini göstermesi için güzel bir fırsat. Ancak Mozilla'dan yapılan açıklamaya göre bu telefonda herhangi bir yerelleştirme olmayacak. İçinde ön tanımlı olarak global ayarları ile gelecek.

Telefonun teknik özellikleri ise şu şekilde:

  • Size: 114 x 62 x 12.5mm 3.5inch, 
  • HVGA.TFT, One Point touch + Gesture Captive (two point option) screen 
  • Memory: 512MB Rom +256MB RAM 
  • Bluetooth 2.1, accelerometer, ambient light sensor 
  • GPS, with AGPS
  • Wi-Fi 802.11b/g/n 
  • 3.2M FF Camera 
  • Battery: 1200mAH

  • Aslında bu telefonu alıp test etmeyi çok isterdim. Ancak Türkiye'de gümrük yasalarımız gereği bu telefonu Ebay'den alıp getirtemiyoruz çünkü fiyat 75$'ın 4.99$ üzerinde olacak. Muhtemelen bir distribütör bu işi bizim için halleder ama bu da fiyatlara olumsuz yansır.

    Amerika'ya giden kuzenlerden istenecekler listesine koymakta fayda var.

    1 Eylül 2013 Pazar

    Merhabalar,

    Bugün bir web sitesi tanıtımı yapacağım. Tanıtacağım web sitesinin amacı paralı, kapalı kaynak kodlu yazılımların açık kaynaklı alternatiflerini bulabilmek .

    Osalt

    Web sitesine girdiğimizde karşımıza en son eklenen açık kaynak kodlu yazılımların incelemeleri çıkıyor. Sol sütunda kategorileri sağ sütunda ise en popüler yazılımları görebiliyoruz.

    Bugün kullanmakta olduğum pek çok yazılımı bu site sayesinde tanıdım. Bir arama örneği koymak istiyorum:
    Bu aramada Dreamweaver adlı yazılım için alternatif yazılımları bulduk.
    Quanta, Aptana, Bluefish gibi kullanışlı alternatifler olduğunu bu siteye bakarak öğrenebiliyoruz.

    Özgür günler dilerim.
    Merhabalar,

    Bu yazımda kurumsal işletmelerdeki Linux kullanımıyla ilgili bir infografik paylaşacağım.

    Linux'un işletmelerdeki kritik görevlerdeki kullanım durumu ile ilgili 2013 yılında linux foundation tarafından yayınlanmış bir rapor. Yazının sonunda linki de olacak.

    Son 5 yılda Linux kullanımı yüzde 80 artış gösterirken Windows kullanımı yüzde 20 artış göstermiş. Dikkatimi en çok çeken bu oldu. Bu oranı bu yılın sonunda tekrar kontrol edip bakmak gerekiyor zira insanlar yeni donanımlar alıp Windows 8'e geçmektense Linux dağıtımlarından birini seçmeye daha sıcak bakıyorlar.

    İşletmelerdeki kritik görevlerde ise Linux kullanımı beni şaşırtmıyor çünkü sistem yöneticileri artık yıllardır gördükleri çökme raporlarını almaktan bıktı. Çöken, çok da güvenli olmayan sistemlere çuvallarla para dökmek istemiyorlar. Ayrıca aldıkları her yazılım için ayrı bir güvenlik endişesi taşımak ve dökümantasyon sıkıntısı çekmek de cabası.

    İnfografik için buraya tıklayabilirsiniz. Linux'un kurumsal işletmelerdeki rolleri ile ilgili yorumlarınızı bekliyorum. Görüşmek üzere.
    Merhabalar,

    Bu yazımızda Linux altında çalışan en iyi müzik oynatıcıları inceleyeceğim. Winanmp'in çok popüler olduğu günleri, sonra nasıl olduysa bir anda hayatımızdan çıktığına şahit olduk. Media Player donar ve dakikalarca öyle kalırdı, sonra VLC geldi de bizi bütün bu dertlerden kurtardı. Tabii bunlar Windows ürünleri kullandığım karanlık zamanlardaydı.

    Hemen her dağıtımda ön tanımlı olarak gerek müzik dinleme yazılımları oluyor elbette. Ancak içlerinde iyisi var kötüsü var. İnceleyip görelim.

    Banshee

    Banshee ile başlıyoruz. Ubuntu 11.04 sürümünde Rhytmbox kaldırıldı ve yerine Banshee kondu. Açıkçası Linux altında çalışan en başarılı oynatıcı bence Banshee.

    Pek çok tipteki aygıt ile çalışabiliyor. iPhone ve iPod, Android ile senkronize olabiliyor.
    Podcastlari dinleme şansı veriyor.
    DAAP, Last.fm, miro ve amazon mp3 store radyolarını dinleme şansı veriyor.
    Bilgisayarınızdaki müzikleri otomatik olarak tarıyor ve bunları sizin için listelere ekliyor.
    Çalan mp3 hakında wikipedia'dan bilgiler topluyor.

    Gençlikte her şey olur
    Banshee çok genç bir yazılım. Bu nedenle eklenti sayısı az. (Gerçi ne aradığınıza göre değişir) Kütüphaneleri ile ilgili de bazı performans sorunları oluyor. Eğer hız benim için herşeydir diyorsanız yazının altındaki rakiplere bir göz atmanızda fayda var. Sonuçta çocuklar düşe kalka büyüyor...

    Amarok
    KDE için tasarlanmış bir müzik oynatıcı yazılım. KDE ile aralarındaki senkronizasyon gerçekten harika. Sıradan yazılımların aksine 3 sütunu var.
    Solda müzik dosyalarınızı gösteriyor, lokal, medya, internet ya da podcast kaynaklı olması farketmiyor. Sağda çalınanlar listesini görüyoruz. Ortada ise wikipedia bilgilerini ve şarkı sözlerini görüyorsunuz.
    KDE kullanıcısı olarak ben Amarok kullanımını güzel ve rahat buluyorum.

    Diğer alternatiflere de göz atalım.

    Rhytmbox
    Ubuntu 11.04 sürümünde bu yazılımın öntanımlı gelmesini terk etmişti. Banshee ile aralarında inanılmaz bir benzerlik var. Pek çok özellikleri ortak. Ancak Banshee'den daha hızlı çalışıyor. Aralarından tercih yapmak sizin seçiminiz, yeni bir arayıştaysanız bence göz atın.

    Exaile ve Clementine ise benim gibi Amarok'un bu kadar büyük bir yazılım olmadığı günleri kaçırdıysanız ve ufak bir oynatıcı arıyorsanız sizin istediğiniz yazılımlar olabilir. Exaile çok daha basit bir oynatıcı ancak Clementine Last.Fm integrasyonu ve şarkı sözü gösterme özelliklerine sahip.

    Aslında Linux multimedya oynatıcıları arasında kıyasıya bir rekabet var ve bu da her yeni sürümde bir adım daha atmaya zorluyor. Bu nedenle oynatıcıların gelişmişliği yüksek. Eğer bunlardan biri veya başka bir oynatıcının hayranıysanız, yorumlarınızla herkese yardımcı olabilirsiniz.
    Merhabalar,

    PHP geliştiricilerinin büyük bir kısmı yazılım geliştirmeye Windows altında başlıyor ve genellikle bunun için crackli yazılımlar kullanıyor. Crackli kullanmasa bile notepad++ isimli uygulama gayet küçük, hızlı ve pratik bir biçimde isteklerimize cevap veriyor.

    Geliştiriciler belli bir süre sonra sunucular için linux kullanamaya başladıklarında afallıyor. Hangi editörü kullanmaları gerektiğini bilemiyorlar. Bunun için bu yazıda Linux altında kullanabileceğiniz en iyi 5 PHP editörünü anlatacağım.

    Sondan başlayalım.
    5)gPhpEdit

    Oldukça küçük sekmeli olarak çalışan bir editör. Kod renklendirmesi yapabiliyor ve HTML/CSS syntax'ı destekliyor. Performansı gayet güzel, kodların okunabilirliği iyi ve istemediğiniz herhangi bir özellik yok. Son derece primitif olarak tasarlanmış. Editörün en kötü yanı ise sol taraftaki satır numaraları. O ne öyle yahu, eşşek kadar satır numarası mı olur?

    4)Geany

    Bana kalsa Geany 1. sırada olmalı. Hız, işlevsellik, kod tamamlama, kod renklendirme, makro kaydetme, çok dil desteği, kodlama ayarları... Ne isterseniz içerisinde barındırıyor bu editör. Sol tarafta da o dosya içerisinde tanımladığınız fonksiyon ve değişkenler için bir navigatör var. Tanımlamalarınıza buradan kolayca ulaşabiliyorsunuz.
    Windows altında notpad++ ne ise o hatta daha fazlası Geany'dir. Kod tamamlama özelliği bir Visual Studio değil belki ama en istediğiniz seviyede sizi tatmin edebiliyor. Son sürümde bir bug vardı, işaretçi ile seçim yaptığınızda kapanıyordu. Umarım en kısa zamanda düzeltirler.(7 Eylül'de test ettim hata düzeltilmiş)
    3)Aptana Studio 3

    Eclipse Stratch üzerine inşa edilmiş bir proje Aptana Studio. Kendisi gayet başarılı bir ide. Geanyden biraz daha kalabalık ama tabii ki marifetleri de o denli çok. Neredeyse Netbeans'in sahip olduğu bütün özelliklere sahip. Gerçek bir web editör arıyorsanız size js ve css konusunda da yardımcı olacak. Aptana Studio orada duruyor.


    2)Eclipse PHP Development Tools

    Eclipse'in PHP development tools (PDT) eklentisi. Eclipse pek çoğumuzun kullandığı bir geliştirme ortamı. PHP desteği için de PDT adında bir eklentisi bulunuyor. Pek çok insan severek kullanıyor ancak ben beğenmiyorum açıkçası. O kadar büyük bir platforma yakışmayan bir eklenti ve o kadar da kullanışlı gelmiyor. Tabii ki java için kral Eclipse.

    Geldik zirvedeki isime...
    1)Netbeans

    Netbeans pek çoğumuzun bildiği bir editör aslında. Bu editör pek çok programlama dilinde kullanılıyor ve native olarak destek veriyor. Açıkçası buraya Geany'i yazmamamın bir nedeni var. Kod tamamlama konusunda çok daha iyi ve bir ftp sunucusunda çalışmaya izin veriyor. Bu nedenle Netbeans'ı birinci sıraya yazıyorum.

    Değerlendirmeyi elimden geldiği kadar adil yapmaya çalıştım. yapamadıysam affola. Görüşlerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum.

    Merhabalar,

    Blogumun ilk yazısında bir oyun incelemesi yapmayı faydalı buldum. Hem de delisi olduğum bir oyun. Minecraft! Açık kaynaklı bir oyun değil ancak Linux platformunda da çalışıyor.

    Son yıllarda internetin artık her evde düşünecek olursak sadece marketlerden aldığımız oyunların yerini internetten satış yapan, büyük ekiplerin yapmadığı, milyonluk reklam bütçesi olmayan oyunların alması çok doğal geliyor. Indie Games denen bu tarz oyunlar EA Games gibi pek çok büyük şirketin satış rakamlarını geride bıraktı. Ve bu tarz oyunların içinde en popüler olanı da Minecraft.

    Oyunun hikayesi ise şöyle. Markus "Notch" Persson 2009 yılında henüz üzerinde çalıştığı bir oyun yayınlıyor. Özgür bir dünyada geçen bu oyun biraz yaratım, biraz hayatta kalma tarzında. Daha sonra Minecraft bir anda çok popüler hale geliyor ve Notch 2010 yılında günlük işinden istifa edip Mojang oyun stüdyosunu kuruyor.

    Minecraft Başlıyor

    Oyun 20€ fiyatına satılıyor. Oyunu aldığınızda indirebiliyorsunuz. Ayrıca arkadaşlarınıza hediye olarak da olabilirsiniz.

    Oyuna başladığınızda sizi kocaman bir dünyanın ortasına bırakıyor ve sizin bu dünyada hayatta kalmanız gerekiyor. Yaklaşık yandaki gibi bir macera başlıyor.
    Olabildiğince hızlı bir biçimde odun tedarik edip hayatta kalacağınız bir yer bulmanız lazım. Yaratıkların gece sizi rahatsız etmemesi için bir de kömür bulup meşale yapmanız ve yaratıklı saatleri es geçmek istiyorsanız da koyunlar bulup yatak yapmanız gerekiyor.

    Maceranız bu şekilde başlıyor. Bunları sağladıktan sonra yemek ihtiyacınız oluyor. Yemeği hayvanlardan veya bitkilerden tedarik etmeniz mümkün. Kim bilir belki bir olta yapıp balık tutarsınız? Ancak yiyecek ihtiyacınız bir kereyle sınırlı değil ve bu tedariği sürekli hale getirmek gerekiyor. Bu nedenle bir çiftlik kurabilir ya da bir tarla kurabilirsiniz. Yandaki ekrandaki gibi toprak içine kazarak bir çiftlik kurabileceğiniz gibi tahta çitler de koyabilirsiniz. Ayrıca hayvanlarınızı besledikçe onlar da çoğalır.

    Ancak oyunun benim için en hoş tarafı bunlar değil. Bunlar bizim hayatta kalmamız için. Taştan ürettiğimiz malzemeler malesef çok dayanıklı değil. Daha dayanıklı madenler için ise dungeonlara inip yaratıklarla savaşmamız gerekiyor. Diamond oyundaki en dayanıklı madde ve bütün yaratıklara karşı kullanacağımız en dayanıklı ekipmanlar bunlardan üretiliyor.


    Yandaki gibi bir dungeonda ise sandıkların içerisinde kullanışlı malzemeler bulabiliyoruz. Ancak bunun için de çok fazla sayıda yaratıkla mücadele etmemiz gerekiyor ve bu mücadele için de dayanıklı malzemelere ihtiyacımız var. Biraz risk alıp buralara inmemiz gerekiyor. Önüme bir yaratık fırlıyor ve korkuyorum.


    Oyunda yeterince gezdiğinizde daha çok yer gördüğünüzde karşınıza bir gate çıkıyor. (Gitmenin farklı yolları da var.) Gate Nether'e gidiyor. Eski adıyla The Hell...

    Netherde hayat OverWorldden biraz daha farklı işliyor. Gerçek dünyanın 8:1 oranında küçük. Ve burada su olması mümkün değil. Çılgın atan yaratıklar, her an içine düşüp ölebileceğiniz lavlar var.

    Eğer cesaretiniz varsa buraya gelip büyük bir mücadeleyi denemelisiniz. Ganimeti de büyük.

    Hatta konu videosunu buradan izleyebilirsiniz.

    Oyunu keyifli yapan şeylerden biri de modlar. Oyunda çok fazla mod var. Uzayda geçen, dünya savaşlarında geçen, farklı objeler olan. Hatta elektrik üretebileceğiniz pek çok farklı mod var. Umuyorum bir gün sucuk ağacı içeren bir modda yapılır.

    Görüşmek Üzere.