1 Eylül 2013 Pazar

Merhabalar,

Blogumun ilk yazısında bir oyun incelemesi yapmayı faydalı buldum. Hem de delisi olduğum bir oyun. Minecraft! Açık kaynaklı bir oyun değil ancak Linux platformunda da çalışıyor.

Son yıllarda internetin artık her evde düşünecek olursak sadece marketlerden aldığımız oyunların yerini internetten satış yapan, büyük ekiplerin yapmadığı, milyonluk reklam bütçesi olmayan oyunların alması çok doğal geliyor. Indie Games denen bu tarz oyunlar EA Games gibi pek çok büyük şirketin satış rakamlarını geride bıraktı. Ve bu tarz oyunların içinde en popüler olanı da Minecraft.

Oyunun hikayesi ise şöyle. Markus "Notch" Persson 2009 yılında henüz üzerinde çalıştığı bir oyun yayınlıyor. Özgür bir dünyada geçen bu oyun biraz yaratım, biraz hayatta kalma tarzında. Daha sonra Minecraft bir anda çok popüler hale geliyor ve Notch 2010 yılında günlük işinden istifa edip Mojang oyun stüdyosunu kuruyor.

Minecraft Başlıyor

Oyun 20€ fiyatına satılıyor. Oyunu aldığınızda indirebiliyorsunuz. Ayrıca arkadaşlarınıza hediye olarak da olabilirsiniz.

Oyuna başladığınızda sizi kocaman bir dünyanın ortasına bırakıyor ve sizin bu dünyada hayatta kalmanız gerekiyor. Yaklaşık yandaki gibi bir macera başlıyor.
Olabildiğince hızlı bir biçimde odun tedarik edip hayatta kalacağınız bir yer bulmanız lazım. Yaratıkların gece sizi rahatsız etmemesi için bir de kömür bulup meşale yapmanız ve yaratıklı saatleri es geçmek istiyorsanız da koyunlar bulup yatak yapmanız gerekiyor.

Maceranız bu şekilde başlıyor. Bunları sağladıktan sonra yemek ihtiyacınız oluyor. Yemeği hayvanlardan veya bitkilerden tedarik etmeniz mümkün. Kim bilir belki bir olta yapıp balık tutarsınız? Ancak yiyecek ihtiyacınız bir kereyle sınırlı değil ve bu tedariği sürekli hale getirmek gerekiyor. Bu nedenle bir çiftlik kurabilir ya da bir tarla kurabilirsiniz. Yandaki ekrandaki gibi toprak içine kazarak bir çiftlik kurabileceğiniz gibi tahta çitler de koyabilirsiniz. Ayrıca hayvanlarınızı besledikçe onlar da çoğalır.

Ancak oyunun benim için en hoş tarafı bunlar değil. Bunlar bizim hayatta kalmamız için. Taştan ürettiğimiz malzemeler malesef çok dayanıklı değil. Daha dayanıklı madenler için ise dungeonlara inip yaratıklarla savaşmamız gerekiyor. Diamond oyundaki en dayanıklı madde ve bütün yaratıklara karşı kullanacağımız en dayanıklı ekipmanlar bunlardan üretiliyor.


Yandaki gibi bir dungeonda ise sandıkların içerisinde kullanışlı malzemeler bulabiliyoruz. Ancak bunun için de çok fazla sayıda yaratıkla mücadele etmemiz gerekiyor ve bu mücadele için de dayanıklı malzemelere ihtiyacımız var. Biraz risk alıp buralara inmemiz gerekiyor. Önüme bir yaratık fırlıyor ve korkuyorum.


Oyunda yeterince gezdiğinizde daha çok yer gördüğünüzde karşınıza bir gate çıkıyor. (Gitmenin farklı yolları da var.) Gate Nether'e gidiyor. Eski adıyla The Hell...

Netherde hayat OverWorldden biraz daha farklı işliyor. Gerçek dünyanın 8:1 oranında küçük. Ve burada su olması mümkün değil. Çılgın atan yaratıklar, her an içine düşüp ölebileceğiniz lavlar var.

Eğer cesaretiniz varsa buraya gelip büyük bir mücadeleyi denemelisiniz. Ganimeti de büyük.

Hatta konu videosunu buradan izleyebilirsiniz.

Oyunu keyifli yapan şeylerden biri de modlar. Oyunda çok fazla mod var. Uzayda geçen, dünya savaşlarında geçen, farklı objeler olan. Hatta elektrik üretebileceğiniz pek çok farklı mod var. Umuyorum bir gün sucuk ağacı içeren bir modda yapılır.

Görüşmek Üzere.

0 yorum:

Yorum Gönder